AB DIŞİŞLERİ
BAKANLARI TOPLANTISI:
Türkiye
yine beklemede
Irak
silah denetçilerine izin vermelidir
ICC
hukukçulara havale
Hüseyin Kızılocak
30-31 ağostos tarihlerinde Avrupa
Birligi Dışişleri Bakanları Danimarka’da toplandi. Bu toplantının gündeminde
yine genişleme, Irak ve ICC (Uluslarası Savaş Suçluları mahkamesi
vardı.)
Toplantıdan bir gün önce Danimarka
Dışişleri Bakanı, Per Stig Möller, düzenledigi basın toplantısının gündemi
de yine aşağı yukarı aynıydı. Möller, tasarlandığı gibi hazır olan 10 ülkenin
büyük bir ihtimalle aralık ayında toplanacak zirvede üyelige kabul edilmelerini
bekledgini, söyledi. Møller, kendi konuşmasında Türkiye ile birşey söylemedi
ve ancak gazetecilerin sorularına verdigi cevapta; Türkiye’ye tarih verilmesi
konusunda bir şey söyleyemeyecegini, Avrupa Komisyonu’nun 16 ekimde açıklanacak
raporundan sonra, aralıkta karar verebileceklerini, yeni kabul edilen paketin
pratikteki hayata geçirilmesinin çok önemli olduğunu, söyledi.
AB Dışişleri Bakanları toplantısından
sonra yapılan basın toplantısında ise Türkiye’nin sözü bile geçmedi. Yani
öyle ğorünüyor ki Türkiye bu gidişle aralıktada bir tarih alamayacak.
Türkiye bu haliyle Avrupa Birligine
üye olamayacağını çok iyi biliyor ama eger görüşmeler başlatılırsa, o zaman
Türkiye AB’den para almaya başlayacak. Türkiye’nin asıl derdi bu. Yani
Para. ?rnegin: Geçtigimiz günlerde Almanya ve Çek Cumhuriyeti’nde yağan
yağmurların büyük zararlara neden olması nedeniyle, bu dışişleri bakanları
toplantısında bir afet fonu oluşturulmasına karar verildi. Çek Cumhuriyeti
bu fondan yararlanabilecek ama Türkiye, Karadenizde meydana gelen afetler
dolayısıyla bu afet fonundan yararlanamayacak. Çünkü Türkiye henüz üyelik
görüşmelerine başlamış degil. Ayrıca, üyelik görüşmelerinin başlamasından
sonra, uyum sağlaması için aday ülkeye yardım yapılıyor. İşte Türkiye’nin
peşinde olduğu bu para.
Konuştuğumuz diplomatik çevreler
de bunu doğruluyorlar. Türkiye’ye aralık ayında ancak, Türkiye’yi teşvik
etmek için ve adılan adımların hayata geçirilmesi ve yeni adımlar atılması
için teşvik edecek, üyelik görüşmelerinin başlanmasına tarihini belirliyecek
bir tarih verilebilecegi söyleniyor. Yani Türkiye aralıkta şöyle diyecekler:
Sen bu paketi kabul ettin, bu iyi bir adım ama yeterli degil. Sen pratikte
bunları uyguladığını göster ve yeni adımlar at, o zaman bizde sana görüşmelerin
başlaması bir tarih verelim. Bunu şu tarihe kadar gerçekleştirirsen, bizde
o tarihte sana bir görüşmelerin başlama tarihini verebiliriz. Aralıkta
beklenen kararın bu olacağı tahmin ediliyor.
Elbette bu kararın çıkması aynı zamanda
3 kasım seçim sonuçlarına da bağlı. Kasım seçimlerinde dincilerin çoğunluk
sağlaması halinde ise, bu kararın çıkması ihtimali bile yok. Ve daha da
önemlisi kurtlerin kendi tavırlarına bağlı.
Kürtler ne yapmalı?
Kürtler, Türkiye Kürtlerin en tamel
haklarını kabul edinceye kadar, Türkiye’nin kapıda bekletilmesi için çaba
sarfemelidirler.
Bazıları, Türkiye AB’ye üye olursa
demokratikleşmek zorunda, demokratikleşirse de Kürtlerin haklarını vermek
zorunda, diyor
ve bu nedenle Türkiye’nin AB üyeligine
destek vermek gerektigini söylüyor. Böyle söyleyenler veya düşünenler,
ya Avrupa
Birliginin ne olup olmadığını bilmiyorlar,
yada Türk devletinin gizliden gizliye patığı propagandanın etkisinde kalıyorlar.
Bir kere, Türkiye daha kapıda iken
AB’yi kandırmaya, Kürtlerin en basit demokratik haklarını kabul etmeden
girmeye
çalışıyor. Bir de üye olduktan sonra
bunları kabul etmeyecektir.
Türkiye AB’ye girdigi gün istedigi
olan paraları alacak ve diger AB ülkelerinin söylediklerine kulak asmayacaktır.
Ve en önemlisi, üye olduğunda karar
mevkiinde oturacak ve kendisine karşı verilecek oylamalarda
oy kullanacak ve böylece oy alınmasını
engelleyecektir.
Bunun için aman aman olaki Kürtler
bu propagandalara kanmasınlar. Kürtler, Bask ve Irlanda sorununu ve benzeri
durumlarda
olan halkların durumlarını unutmasınlar.
Bu yerlerde, bu halklar bazı temel haklarını çok uzun yıllardan sonra almış
olsalar bile,
bu AB’nin çabaları ile olmadı. Bu
o halkların kendi mücadelelerinin bir sonucudur. AB üyeliginin bir sonucu
olsaydı, bu
sorunların çoktan çözülmüş olması
gerekirdi. Onun için Kürtler diplomatik çalışmalarında, Türkiye’nin üyeligine
karşı
olmadıklarını ama bundan önce Kürtlerin
en temel haklarının kabul edilmesi gerektigini vurgulamalıdırlar.
Kürtler, Türk devletine, onu yöneten
zorbalara ve mafya babalarına ve en önemlisi yıllardır Kürt kanı akıtan
Türk ordusuna
para akmasını istemiyorsanız, Türj
devletinin oyununa gelmeyiniz. Kürtlerin temel demokratik haklarını kabul
edinceye kadar,
Türkiye’nin AB eşiginden adımını
atmasını engellemek için çalışın. Kürtlerin temel haklarını burda sıralamam
gerekmez ama
bunlar sadece paranızı vererek gidilecek
kurslar degildir.
Bu tutum sadece Kürtlerin degil,
Türkiye’nin demokratikleşmesini isteyen Türkiyeli demokratlarında tavrı
olmalıdır.
Irak
AB Dışişleri Bakanları zirvesinin
gündemindeki diger konulardan biride ABD’nin Irak saldırısıydı. Toplantı
başlamadan önce, bakanların bu konuda farklı düşündükleri biliniyordu.
Toplantıdan sonrada bir görüş birligi sağlanamadı. Yapilan ortak açıklamasa
ise, Irak’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bir kararlarına uyarak,
silah denetçilerinin Irak’ta inceleme yapmalarına izin vermesi gerektigi,
yönündeydi. Gazetecilerin, Irak buna uymazsa, ABD’nin Irak hareketini destekleyip
desteklemeyecekleri şeklindeki sorularına verilen cevaplar ise; Bu sorunun
AB’nin sorunu olmadığı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin sorunu
olduğu ve Güvelik Konseyi’nin kararını destekleyecekleri, yönündeydi.
Avrupa Birligi ülkelerinden İngiltere’nin
ABD’yi destekledigi, Almanya ve Fransa’nın ise Irak’a karşı bir harekete
karşı oldukları biliniyor. Almanya’nın tutumu yaklaşan seçimler sonunda
degişebilir. Fransa ise şimdilik beklemede denebilir. Diger AB ülkelerinin
tutumları farklı ama asıl belirleyici olanlar büyük ülkeler.
Bu karardan sonradır ki, ABD, Rusya,
Fransa ve Çin’le görüşmelerini arttırdı. Rusya ve Çin’in tavır degiştirmesi
halinde ise, Avrupa’nın ABD’nin arkasında olacağı açık.
Kaldı ki, ABD ve İngiltere tek başlarına
bir harekete başlarlarsa, gerek AB ülkeleri gerekse Rusya veya Çin’in Irak’in
yanında yer almayacaklar. Yani ABD’nin doğru yapmadığını söyleseler bile,
ya tarafsız kalacaklar, yada ABD’yi destekleyecekler.
AB ülkelerinde son zamanlarda yapılan
seçimlerde sağın ilerleme sağladığı ve bir kaç ülke hariç bütün ülkelerde
hükümet olduğu düşünülürse, Irak hareketinin uzak olmadığı ortadadır.
ICC
Dışişleri Bakanları zirvesi, ABD
ile aralarında bir sorun olan ICC (Uluslararası Savaş Suçluları Mahkemesi)
sorununuda tartıştı. Bilindigi gibi, 11 nisan 2002 günü 60’tan fazla ülkenin
onaylaması ile 1 temmuz 2002 tarihinden itibaren ICC’nin kuruluşu tamamlandı.
Mahkeme hayata geçmesine rağmen ABD’nin onaylamaması ve kendi askerlerininde
bu mahkemede yargılanması korkusuyla, ABD ve AB arasında ICC bir sorun
olmaya başladı.
AB Dışişleri bakanları zirvesi, sorunu
hukukçulara havale etmiş durumda. Oluşturulan bir hukukçular komisyonu,
ABD askerlerinin yargılanmaycağı bir formül bulmaya çalışıyor. ABD, ise
tek tek ülkelerle, ABD askerlerinin bu mahkemeye verilmemesi için
antlaşmalar yapmaya başladı. AB ülkelrinden de bunu istiyor ama AB bunu
kabul etmiyor.
?yle görünüyor ki, ABD karşı çıksada,
bu mahkeme işlemeye başlayacak. ABD askerleri bu işten yakalarını sıyırsalarda,
Türkler bundan kendilerini sıyıramazlar.
Kürtlerde bu konuda hazırlıklı olmalıdırlar.
Bu tür başvurularda iyi dökümanlar gereklidir. Bunun için yapılan her şeyin
dükümanlarını bulmalı ve bir merkezde saklamalıdırlar. Bunun için kurulan
Savaş Suçlarına Karşı Mücadele Dernegi önemli bir adımdır. Bu dernek çalışmalarını
iyi iyi yürütürse, uluslararası alanda bu işle uğraşan örgütlerlede
iyi bir ilişki kurup, Kürtlere soykırım uygulayan zorbaların korkulu rüyası
olabilir.
|