AB RÜYASI
–2
AB: TÜRKİYE”NİN
ÖNÜNDE DAHA UZUN BİR YOL VAR
Hüseyin Kızılocak
Gecen sayıda, Türkiye’nin bu gidişatı
ile, Avrupa Birligğine üye olmasının bir rüya olduğunu yazmıştım ve AB
dökümanlarında Türkiye ile ilgili bilgilerin neler olduğunu sizlere aktarmıştım.
O yazının üstünden çok zaman geçmedi
ve 3 yıl bekleyen Türkiye birden bire harekete geçerek, AB paketini Parlamentodan
bir gecede geçirdi. Adamların her şeyleri böyle.
Herhalde birileri onların kulağına
artık bir şeyler yapmaları gerektiğini, aksi halde AB’nin bir rüya olduğunu
söyledi ve alelacele yarım yamalak bir şeyler yaptılar ve bununla göz boyayacaklar.
Yok beyler yok. Bu sefer adamlar
sizi içlerine alacaklar ve bu da göz boyama ile olmaz. Bu iş darbe yapar
gibi bir gecede olmaz. Bu iş için inceden inceye her şeyi düzeltmeniz gerekiyor.
Yine bu ufak tefek paketi Kabul edip,
havalara zıpladılar. Türkiye’de yer yerinden oynadı. Ama Avrupa’da değişen
bir şey yok. Yine bunun Türkiye’de gösterilmek istendiği gibi olmadığını,
çeşitli kaynaklara dayanarak yazmaya çalışacağım.
AB dikkatli
Türkiye Parlamentosu’nda, AB yolunu
açmak için 2-3 ağustus günleri kabul edilen değişikliklerden sonra, Avrupa
Birliği’nden gelen tepkiler farklı olmakla birlikte, genel kanı Türkiye’nin
önünde daha uzun bir yol olduğu.
AB’nin dönem başkanı olan Danimarka
Dışişleri Bakanı Per Stig Moller, Parlamento’nun kabul ettiği paketin iyi
bir adım olduğunu, AB Komisyonu’nun bunu göz önünde bulunduracağını ve
ekim ayında yayınlanacak raporunda değerlendireceğini belirtti.
Aynı hükümetin Avrupa Bakanı ise
daha temkinli konuştu. Danimarka’nın Avrupa Bakanı Bertel Haarder, Danimarka
Radyosu’na yaptığı açıklamada; hem Türkiye’yi kutladı, hem de fazla iyimser
olanları uyardı. Haarder: ”Türkiye’nin Kopenhag Kriterlerini yerine getirdiğini
söylemek için daha çok erken. Ben öyle zannediyorum ki, daha alınacak hayli
yol var ama bakalım AB Komisyonu ne diyecek” dedi.
AB Komisyonu’ndan gelen deggerlendirmeler
de bu yönde. İngiliz yayın kuruluşu BBC, AB Komisyonu çevrelerine dayanarak
yaptığı deggerlendirmede, Türkiye’nin daha hızlı bir şekilde yol alması
gerektiği ve AB Komisyonu’nun, paketten sonra bunun pratikteki yansımalarını
değerlendireceğini belirtiyor. Yani, kanunları degiştirmek yetmiyor ve
bunun pratikte de uygulanması gerektiğini belirtiyor.
Aynı şeyleri haber ajanslarında da
görmek mümkün. Reuters’ten Poul Taylor, AB diplomatik ve uzman çevrelerine
dayanarak, Türkiye Parlamentosu’nun kabul ettiği paketin, Türkiye’yi AB
üyeliğine yakınlaştırmadığını, AB üyeliği için başka bariyerlerin de bulunduğunu
yazıyor.
Türk liderlerin, halka, paketi kabul
etmekle, bu yılın aralığında görüşmelerin başlayacağı propagandası yaptıklarını,
ama bunun gerçekleşmesinin güç olduğunu belirten AB çevreleri, gerekçe
olarak, AB’nin pratikte Türkiye’de neler olup olmayacağına bakacağını,
ülkenin hala demokratikleşmediğini, azınlık haklarının yeterince garanti
altına alınmadığını, düşünce ve örgütlenme özgürlügünün hala garanti edilmediğini,
askerlerin hala sivil kontrol altına sokulmadığını ve Kıbrıs sorununun
hala çözülmemiş olmasını gösteriyorlar. Kıbrıs’ın üyeliği nedeniyle de,
bu aralıkta AB-Türkiye ilişkilerinin gerginleşeceğinden bahsediyorlar.
Taylor; başka Avrupa liderlerinin,
Türkiye’nin Kopenhag Kriterlerini yerine getirmekten çok uzak olduğunu,
ve hatta AB diplomatlarından birinin,Türkiye’de bir yarı askeri diktatörlük
olduğunu ve
bu görüşün de Bruksel’de genellikle
paylaşıldığını yazıyor.
Bir Türkiye’deki politikacılara ve
basına bakıyorum, bir de Avrupa’dakilere. Türkiye’dekilere göre her şey
olmuş bitmiş ve aralık ayında, Türkiye’nin görüşmelere başlama için tarih
almayı garantilemiş, Avrupa’da ise Türkiye’nin sadece bir başlangıç adımı
attığı kabul ediliyor.
Ekim ayında AB Komisyonu’nun raporu
açıklanacak. Bu raporda yeralacakları şimdiden tahmin edebiliyorum. AB,
“Türkiye’nin attığı bu adımlar olumlu ama pratikte bunun ispatlanması gerekiyor.
Türkiye’de hala askerler siyasete hakim, azınlık hakları (siz Kürtler anlayın)
garanti altına alınmamış ve yapılanlar hala Avrupa normlarına uygun değil.
Türkiye hala Kopenhag kriterlerini yerine getirmemiş ve bunları yerine
getirmek için şunları yapması gerekiyor” diyecek.
Tabii bunları duyan Türk politikacılar
ve basın yaygarayı basacak. “Biz onların dediklerini yaptık ama Avrupa
bizi kandırıyor, bizi almak istemiyor, çünkü biz müslüman bir ülkeyiz,
mallarımızın pazarlarına girmelerini istemiyorlar” diye yazacaklar.
Oysa Avrupa Birliği ülkelerini iyi
izleyenler, bunun yutturmaca bir paketle olmayacağını rahatlıkla görebilirler.
Ama o gözler nerede? Adamlar bedevadan para alıp, ceplerini doldurmak istiyorlar.
Baylar, baylar, Uyanın. Kimse boşu
boşuna size para vermez. Eğer gerçekten demokratik, medeni bir ülke olmak
istiyorsanız, AB size yardım eder ve bu hem sizin hem de AB’nin yararınadır.
Hele birde dışardan göbek atanlar
var ki, sorma hallerini. Bunlar, teslim olan birinin arkasından gidip oradan
gelen koku ile çoşanlar,o kokunun kendilerini sersemleştirdiğinin farkıda
olmayanlar. Siz de devam edin baylar. Siz de efendileriniz gibi bir gecede
bir iki değişiklik yapıp, göz boyamak istediniz ama olmadı. Olmaz da. Siz
efendinizi kurtaracak bu pakete o kadar sevinmeyin ve bu kokudan uzaklaşmaya
bakın, yoksa iflah olmazsınız.
Geçen sayıda da yazmıştım. Türkiye
şu ya da bu nedenle aralıkta bir başlama tarihi alsa bile, asıl ondan sonra
yapması gereken çok hem de çok şey var. Yol hala çok uzun. Ya bu deveyi
güdersiniz, ya bu diyardan gidersiniz. Ya AB’nin tüm isteklerini kabul
eder, demokratik modern bir toplum olursunuz, ya da haliniz Ecevit’in ya
da Osmanlının son dönemindeki durumuna döner.
|