kurds.dk> Türkçe
Komkar
Makale
Haber
Basın açıklaması
Araştırma
Kültür
Aktivite
Yayın
Fıkra
Arşiv
Link

Kurds.dk 
Kontakt

arama
Site search
Web search
powered by FreeFind
| Dansk | English | Deutsch | Français | Kurdî | Türkçe | Farisî | Erebî |

kurds.dk > Türkçe


TÜRKİYE’NİN AVRUPA RÜYASI-1
Hüseyin Kızılocak

Avrupa Birligi önümüzdeki 6 ay süresince, Danimarka’nın başkanlığı sırasında, yeni üyelerin alınıp alınmayacağını tartışacak. Gelecek aralık ayında bunlardan 10 tanesinin üyelikleri büyük bir ihtimalle kesinleşecek, iki ülke ile görüşmeler devam  ediyor ama Türkiye’ye henüz görüşmelerin başlama tarihi bile verilmiş degil.

Hazirandaki Sevilla zirvesinde, aralık ayında Köpenhag’da yapılacak zirvede, üyelige hazır olan ülkelerin, diger ülkeleri beklemeden üyelige alınması kararlaştırıldı.

Avrupa Birliginin yeni üye alınmasına 1993 te yine Köpenhag’da karar verildi ve aday üyelerden Kıbrıs, Estonya, Litvanya, Letonya, Malta, Polonya, Slovak Cumhuriyeti, Slovanya ve Çek Cumhuriyeti ile görüşmelerin bu aralıkta sona ermesi beklenirken, Bulgaristan ve Romanya ile görüşmeler devam ediyor. Son olarak 1999 da aday olan Türkiye ise görüşmeler için henüz adımını kapıdan içeri atamadı.

Bu yazıda ben tartışmalardan çok, Avrupa Birliginin dökümanlarında neler var onlara deginmek ve sizlere aktarmak istiyorum.

Avrupa Birligine üye olmak için, aday üyelerin 1993 te kabul edilen Köpenhag Kriterlerini yerine getirmesi gerekiyor. Bunlar üç madde ve şunlar:

1- Politik Kriterler: Demokratik hukuksal kurumların işledigi, insanhaklarına saygı gösterilen ve ülkede yaşayan azınlıkların kurunduğu bir ülke olmak.

2- Serbest piyasa ekonomik sisteminin tam uygulanması ve ülke ekonomisinin serbest piyasada rekabet edebılecek duruma gelmesi.
 
3- Avrupa Birligine girildiginde, Avrupa Birliginin bütün uygulamalarını kabul edip uygulayacak bir ülke olmak, kanunlarını birligin kanunları ile uyumlu hale getirmek.

Aday ülkeler politik kriterleri yerine getirmeden üyelik görüşmelerine başlanmıyor. Avrupa Birligi Komisyonuna göre, bu 13 adaydan yanlızca Türkiye politik kriterleri henüz yerine getirmiş degil ve dolayısıyla digerleri ile adaylık görüşmeleri sürdürülürken, Türkiye kapıda beklemeye devam ediyor.

Komisyona göre, aday üyelerden Kıbrıs ve Malta hem politik ve hemde ekonomik kriterleri  yerine getirmiş durumda. Bu diger aralık ayına kadar Bulgaristan ve Romanya dışındaki diger 8 ülkeninde üyelige hazır duruma gelmesi bekleniyor. Avrupa Komısyonu dökümentleri, Bulgaristan’ın ekonomik anlamda da hedefe çok yaklaştığını ve Romanya’nın ise hala ekonomik alanda hedeften uzak olduğunu, yazıyor. 

Türkiye konusunda ise şunlar yazılı:
“İlerleme raporuna göre bir takım alanda ilerlemeler kaydediliyor. Bunlar, insanhakları alanında yapılan anayasal reformlar, Türkiye’nin yolsuzluk ve kara para aklama ile ilgili Avrupa Konvensiyonunu imzalaması, hapishane reformu ve ekonominin düzeltilmesi için bir program yapılması. Sıra şimdi bunların pratikte hayata geçirilmesinde.

İlerleme raporu, aynı zamanda insanhakları, azınlıkların hakları ve askerlerin politikadaki rolleri konusunda hala sorunların devam etmekte olduğunu belirtiliyor. Bunlar, Türkiye’nin görüşmelerin başlatılması için gerekli olan politik kriterleri hala yerine getirmedigini gösteriyor.” 

Bunlar Avrupa Komisyonu’nun yazdıkları. Elbet bazı ilerlemelerden bahsedilirken, bunların hala pratikte uygulanmadığına da vurgu yapılıyor.

Bu günlerde Türkiye’de bu konu gündemde ve tartışılıyor. Her kafadan bir ses çıkıyor ve kimin ne söyledigini anlamak mümkün degil. Avrupa’da ise Türkiye için söylenen bir cümle var. “Türkiye görüşmelerin başlaması için gerekli olan Köpenhag kriterlerini yerine getirdiginde, görüşmeler başlar.” Yani Türkiye sağa sola kıvırmadan, politik kriterleri yarine getirmek zorunda, yoksa görüşmelerin başlaması başka bir bahara kalır. Son olarak bu söz, AB dönem başkanı, Danimarka Başbakanı tarafından da tekrarlandı.

Şimdi Türkiye görüşmelerin başlaması için bir tarih verilmesini istiyor ama hala göz boyama için yapılan bir iki degişiklikten başka bir şey yapmamış durumda. Bu haliyle tarih alma bir hayal. Zaten Danimarka’nın başkanlığı almasından sonra yapılan bütün toplantılarda öncelikle birligin genişlemesi konuşuluyor ama Türkiye’den nerdeyse hiç bahsedilmiyor.

Türkiye’nin “kurnaz” politikacılarının başka hesaplarıda var. Bunlardan birisi, Amerika’nın AB’ye baskısı ile aday üye oldular, yine bu sayede görüşmelerin başlaması için tarih alabileceklerini hesaplıyorlar. Digerleri ise AB’nin askeri alanda örgütlenmesine engel çıkarmak, Kıbrıs’ın üyeligini engellemek yada son zamanlarda yine inceden inceye işlemeye başladıkları “aşırı dincilerin” Türkiye’de iktidar olma tehlikesi.

AB, Amerika’nın baskısına bu sefer ne kadar boyun eger, onu kestirmek biraz güç. Kıbrıs konusunda ise AB, Türkiye tarafına açıkça, Kıbrıs’ta bölünmüşlük çözülürse iki tarafıda aynı zamanda üyelige alırız’ yoksa Rum kesimi Kıbrıs’ı tek başına üyelige alırız diyor. Bunu son olarak Danimarka Dışişleri bakanı şu şekilde dile getiriyor;

Danimarka Dışişleri Bakanı Per Stig Möller, 19 temmuzda 2002 tarihinde Birleşmiş Milletler Kıbrıs ?zel Temsilcisi Alvaro de Soto ile yaptığı görüşmeden sonra şu açıklamayı yaptı: “ Kıbrıs sorununa bulunacak bir politik çözüm, Kıbrıs’ın üye olmasını, kolaylaştırır. Eger üyelik görüşmelerinin sonuna kadar bir çözüm bulunmazsa, AB, sorun çözümlenmedende Kıbrıs’ın üyeligine karar verebilir” Yani bu aralık ayına kadar, Türkler akıllarını başlarına toplarlarsa, birlesmiş Kıbrıs, yoksa sadece Rumlar AB üyesi olurlar, diyor.

Kaldıkı Yunanistan, bir AB üyesi olarak, bu aralık ayında Kıbrıs üyelige alınmazsa, yeni üye alınmasını tümden bloke edebilir ve AB bunu göze alamaz. 

Son olarak aşırı dincilerin iktidara gelme meselesine gelince; AB bunun ne menem bir şey olduğunu çok iyi biliyor artık. Bu işin ordunun elinde olduğunu ve ordunun bu işleri yaptığını iyi bildigi için, önemli kriterlerinden biri olarakta, ordunun iktidarına son verilmesini istiyor.

Avrupa Birligi Türkiye’yi içine almak istiyor. Sadece Türkiye’yi degil kafkas ülkelerinin bile gelecekte üye olabileceklerinden bahsediliyor ama bu haliyle Türkiye’nin üye olabilmesi sadece bir hayal.

Avrupa Birligi ile işbirligi yapmak başka bir şey, ona üye olmak başka bir şey. Birlik üyeligi göz boyama ile olmuyor. Her şey en ince ayrıntısına kadar inceleniyor ve ona göre karar veriliyor.

Kaldı ki, Türkiye aralıkta bir tarih alsa ne olacak. Üyelik için kişi hak ve özgürlüklerinden bankalara, malların ve insanların serbest dolaşımına, bütün kanunların AB ile uyumlu hale getirilmesinden tek tek kamu örgütlerine, balıkçılıktan tarıma kadar 30 kadar alanın tümüyle AB’nin istedigi gibi düzenlenmesi gerekiyor. Bunların kanunla düzenlenmesi ile de yetinilmiyor ve bu alanlarda yapılacak kanuni degişikliklerin, pratiktede uygulanması gerekiyor. Yani Türkiye, bir kaç göz boyama kanun degişikligi yapıp, arkasından gazeteceyi hapse atarsa, partileri kapatırsa, işkenceye devam ederse, Kürtçe şarkı söyledi diye insanlarımızı zindanlara doldurusa, AB’ye girmesi bir hayaldır.

Avrupa Birligine üye ülkelerde, en ufak bir kanunsuzlukta başbakanlar, bakanlar yerlerinden olurlar. Ya Türkiye’de, deveyi hamudu ile yutanların kılları bile kıpırdamıyor. Bu adamlar mı AB’ye üye olacaklar?

Türkiye hala Kürtlere anadil eğitimi konusunda yalpalıyor. Oysa Avrupa azınlıklara sadece kültürel haklar verilmiyor, onlara, aralarında çeşitli farklılıklar olsada, bölgesel olarak kendi kendilerini yönetme hakları veriliyor. Yani başka adlarla otonomi veya federal olma hakkı veriyor.

Gelecekte federal bir Avrupa’dan bahsediliyor. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden 1000 genç, temmuz başında bir hafta Danimarka’da bir araya gelerek, Avrupa’nın gelecegini belirleyecek bir anayasa taslağı hazırladılar. Bu taslakta gençler federal bir Avrupa istiyorlar. Kürtlere anadilde eğitim hakkını bile kabul etmeyen bir Türkiye, gelecegin Avrupasında nasıl yer alacak. Hem Avrupa Birligi üyesi olacak, hemde Kürtler federasyon istiyor diye kıyımdanmı geçirecek? Bular hayaldan başka bir şey degil.

Avrupa Birligine gerçekten üye olmak isteyenler bunu yapıyor. Diger aday üyelere bakın. Kısa zamanda neler yapmadılar. Berlin duvarının yıkılmasının üzerinden çok zaman geçmedi ama onların çoğu, üyelik için gerekli şartları yerine getirdiler. Türkiye 1960’lardan beri bunu konuşuyor ama hala bir arpa boyu yol almadı.

Avrupa Birligine üye olmak için başbakanı degiştirip, onun çanta taşıyıcısını basbakan yapmak yetmez. Çanta taşıyıcılar, onlara ne öğretilmişse veya ne emredilirse onu yaparlar. Bunun için bu iş böylede olmaz.

En önemlisi, Türkiye hala Milli Güvenlik Konseyi tarafından, yani askerlerce yönetiliyor, ekonomi tefecilerin elinde, kanunlar hala ortaçağ kanunları, işkence günlük bir olay ve yolsuzluk diz boyu. Yolsuzluğa bulaşmamış birini bulmak nerdeyse mümkün degil. Böyle bir Türkiye mi Avrupa Birligine üye olacak? Hayal baylar hayal bunlar.

Eger Türkiye’nin %70’i bunu gerçekten istiyorsa, o zaman öncelikle şu askerleri başlarından defedecekler, sonra bu kokuşmuş politikacıları ve sonra demokratik bir toplum kurup, Avrupa Birligine başvuracaklar. Bu baştakiler AB üyeligi istemez, adamlar niye istesin ki, AB’ye girmek onların çıkarlarına zarar verir, çıkarlarından olurlar.

Kısacası, Türkiye’nin başına çullanmışlar bunları iyi biliyor ve onun için yan çiziyorlar. Bunu halkın anlaması lazım ama o da nerde!!!! Bunu anlamadan da AB üyeligi bir hayaldır.
 

© KURDS, 2000  |  e-mail/e-posta
KOMKAR, den kurdiske forening i DK.
Nansensgade 30, 1. th, 1366 København K - Danmark
telefon & fax  +45 33 13 75 01
Sayfanın son güncellenme tarihi
20/08-2002
» Güncel haber ve makaleler