kurds.dk> Türkçe
Komkar
Makale
Haber
Basın açıklaması
Araştırma
Kültür
Aktivite
Yayın
Fıkra
Arşiv
Link

Kurds.dk 
Kontakt

arama
Site search
Web search
powered by FreeFind
| Dansk | English | Deutsch | Français | Kurdî | Türkçe | Farisî | Erebî |

kurds.dk > Türkçe


RÜYALAR GERÇEK OLSA
Hüseyin Kızılocak

Türkiye’de yıllardan beridir Türkiye’nin Avrupa Birligi’ne girişi tartışılıyor. Bu tartışmalar 1999’da Avrupa Birligi’nin, Türkiye’yi aday üyelige kabul etmesi ile iyice yoğunlaştı ama öyle görünüyor ki, Türkiye bu hızla ve bu ayak oyunlarıyal Avrupa Birligi’ni kandırmaya çalışmaya devam ederse, bunun daha uzun zaman rüyasını görecek ve belki de Türkiye’de yıllardır bu rüyayı görenlerin rüyası kabusa dönüşecek.

Türkiye ve Avrupa Birligi ile 1999 aralığında bir antlaşmaya vardı. Bu antlaşma bütün aday üyeler için geçerli olan bir antlaşmaydı. Türkiye Avrupa Birligi’nin siyasi ve ekonomik kriterlerini yerine getirecek ve ondan sonra masaya oturulup, Türkiye’nin üyeliginin nasıl ve ne zaman gerçekleşecegi tartışılacak.

1999’dan bu yana hayli zaman geçti ama Türkiye’de göstermelik bir kaç ayak oyunundan başka bir şey degişmedi ve öyle görünüyor ki Türkiye bu komediyi oynamaya daha bir süre devam edecek. 

Avrupa Birligi, diger aday üyelere yaptığı gibi Türkiye’nin de önüne bir yol haritasi koydu ve bunu uygularsanız o zaman gelin görüşelim, dedi.

Türkiye eskiden beri batının ve dolayısıyla da Avrupa’nin kendisine iytiyacı olduğunu düşünerek, bir kaç vitrin degişikligi yaptı ve Avrupa’ya bunu satmaya çalıştı. Türkiye, Kürtlerin haklarını vermeden, İnsan hakları ihlallerini durdurmadan, Avrupa’nın kendilerini kabul etmesini istiyor ama Avrupa bunu kabul etmiyor ve etmeyecekde. 

Son olarak, 4 nisan 2002 günü, Avrupa Birligi’nin dönem başkanlığını 1. temmuzdan itibaren devr alacak olan Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen Türkiye’ye geldi ve görüşmelerde bulundu. Bu görüşmelerde elbette Kürt sorunu ve diger insan hakları ihlalleri gündeme geldi. Türkiye, Avrupa’nın aday üyelik görüşmeleri için bir tarih belirlemesini istedi. Türkiye bunu istedi istemesine ama hak ettigi cevabı da aldı. Rasmussen basın toplantısında buna şu cevabı verdi: Üyelik görüşmelerinin başlama tarihi tamamıyla Türkiye’yenin kendisine bağlı bir şey. Görüşmeler, Türkiye ne zaman politik kriterleri -ki bunlar Köpenhag kriterleridir- tümüyle yerine getirise, o zaman başlar. Böylece Türkiye bir kez daha şaplağı yedi. 

Danimarka Başbakanı Rasmussen’nin Kürt sorununu gündeme getirecegini bildiklerinden, bunun için bir senaryoda hazırlamışlardı. Milliyet gazetesine bu işte baş rol verilmişti. Ecevit, Rasmussen’e bu gazetenin bir haberini gösteri. Haberde, Askeriyenin düzenledigi bir gecede, bir askerin Kürtçe türkü söyledigi yazılıydı. Bununla, hem Kürtlerin haklarının verildigini, hemde Kürtçeye karşı olduğu söylenen askerlerin, aslında karşı olmadıkları gösterilmiş olacaktı.  Öyle görünüyor ki, Ecevit ve yanındakiler bununla Danimarka Başbakanı’nı kandıracaklarını düşünüyorlardı. Her halde Danimarka Başbakanı’nın aptal olduğunu ve buna inanacağını zannediyorlardı. Oysa Danimarka Başbakanı onlar gibi aptal olmadığından, buna inanmamış ve hemen basın toplantısında; siyasi kriterler yerine getirilmeden üyelik görüşmeleri başlamaz, demişti. Herhalde Danimarka Başbakanı Türkçe bilmez, Türkiye de ne olup bitiyor, takip edemez diye, bildiklerini okumaya devam ettiler. Ertesi gün askerin türkü söyledigi yalanlandı. Onunla yetinmeyip, Kürtçe müzik dinleyen şöför mahkemeye verildi ve hapse atıldı.

Şaplağı yiyen Türkiye bu, hiç dururmu. Yine PKK teranelerini ortaya attı. Türk gazeteleri boy boy başlık attılar. Yine gözler boyanmak istendi. Tabii bununla da yetinmediler ve hemen İmrallı’ya bir emir yolladılar. Imralı’da Avrupa’ya bir emir yolladı ve eski milletvekili ve “Kürt” sıfatıyla Zübeyir Aydar Danimarka’ya yollandı. Niye mi dersiniz. Bu baya “Kürtler, Türkiye’nin Avrupa Birligine hemen alınmasını istiyorlar” dedirtmek için. Zübeyir’de geldi ve efendilerinin dediklerini tekrarladı. Bunu el altından Kürtler içinde de yayıyorlar. Gerekçeleride hazır; “Türkiye Avrupa Birligine girmeden, demokratlaşmaz ve Kürtlerin haklarını da vermez, onun için Türkiye’yi bu haliyle Avrupa Birligine kabul edin ve böylece Türkiye zorunlu olarak dediklerinizi yapar.”

Türkiye ve tabii onun uşakları hep “ah bir rüyalar gerçek olsa” şarkısına devam ediyorlar. Ama  bu rüyaları gerçekleşmez ve öyle bir zaman gelirki, bu rüyalar tersine döner. Bu, Türkiye’nin yıllarca rüyasında Musul ve Kerkük petrollerini görmesine benziyor. Şimdi Musul ve Kerkük rüyası bir kabusa dönüşüyor. Bu, Kürtlerin bir devlet kurma, kabusu. Avrupa Birligi rüyasıda onlar için bir kabusa dönüşecek. Onlar, Kürtlerin haklarını kabul etme, ülkeyi demokratikleştirme yerine, bu ayak uyunlarına devam ederlerse, bu rüya kabusa dönüşür. Tabii bunlara köpeklik yapanların durumlarının ne olacağını tahmin etmek zor degil. Efendilerinin emirleri ile hareket eden bu uşaklar, kapı kulları, sonunda kapı önünde bekliyen köpekler gibi, tekmeyi yiyecekler. 
 
 

© KURDS, 2000  |  e-mail/e-posta
KOMKAR, den kurdiske forening i DK.
Nansensgade 30, 1. th, 1366 København K - Danmark
telefon & fax  +45 33 13 75 01
Sayfanın son güncellenme tarihi
11/04-2002
» Güncel haber ve makaleler