KAMUOYUNA
Demokrasi
ve Kürt Sorununu Çözüm Girişimi ile Kürt Demokratik Birlik Platformu’nun
birleşmesi sonucu oluşturulan Parti Çalışma Grubu 26 Ocak 2002 günü toplanarak
gündemindeki konuları görüştü ve yeni siyasi oluşumun kuruluş başvurusu
11 Şubat 2002 tarihinde İçişleri Bakanlığına
yapılacaktır.
KAMUOYUNA
Demokrasi ve Kürt Sorununu Çözüm
Girişimi ile Kürt Demokratik Birlik Platformu’nun birleşmesi sonucu oluşturulan
Parti Çalışma Grubu 26 Ocak 2002 günü toplanarak gündemindeki konuları
görüştü. Siyasal süreci değerlendirdi, aldığı kararları ve vardığı sonuçları
kamuoyunun bilgisine sunma kararı aldı.
Parti Çalışma Grubumuz, giderek
birbirine benzeşen, ülke sorunlarını çözmek yerine, çözüm önünde engel
teşkil eden düzen partilerine karşı, halkın çıkarlarını savunan, çözüm
üreten, çoğulcu ve demokratik katılıma önem veren bir siyasal partiyi bir
an önce kurma kararındadır. Bu amaçla yeni siyasi oluşumun kuruluş başvurusu
11 Şubat 2002 tarihinde İçişleri Bakanlığına yapılacaktır.
Ülkemizin ve toplumumuzun geleceğini
derinden etkileyecek bir dönemden geçiyoruz. İnsan haklarından, temel özgürlüklerden
korkan ve çoğulcu toplumsal yapıyı çıkarları için tehlikeli gören bir kesim
demokratikleşme yönündeki istek ve çabaları önlemeye çalışıyor. Oysa halkın
ezici çoğunluğu toplumun demokratikleşmesinden ve AB’nin öngördüğü kriterlerin
hayata geçirilmesinden yanadır. Hükümete düşen görev; halkın bu olumlu
talebini göstermelik bir takım değişikliklerle savuşturmak olmamalıdır.
Bu bağlamda halen görüşülmekte olan “Demokratikleşme Paketi” kapsamındaki
TCK 312., 159. ve TMY’nin 7. ve 8. maddelerindeki daraltıcı ve hakları
gasp edici eğilimleri toplumumuzun çıkarlarına uygun görmüyor, örgütlenme
özgürlüğü önündeki tüm engellerin kaldırılmasını istiyoruz.
Hükümetin demokratikleşme görüntüsü
altında yarattığı baskı dalgasını ve Girişim Yürütme Kurulu üyelerimizden
İbrahim Güçlü ve Reşit Deli’nin 4 gün süre ile gözaltında tutulmalarını
çağdışı, tahammülsüz bir anlayışın tezahürü olarak değerlendiriyoruz.
2001 yılının Haziran ayında yapılan
yasal değişikliklerle Türkçe’nin resmi dil olduğu ve diğer dillerin de
kullanılabileceği söylenmişti. Burada sözü edilen başta Kürtçe olmak üzere
diğer dillerdir.
Biz, hükümetin, Bulgaristan ve Yunanistan’daki
azınlık Türklerin, Kuzey Irak’taki Türkmenlerin anadil ve kültürel hak
taleplerine ilişkin izlediği politikanın, Kürtlerin talepleri için de izlenmesini
istiyoruz. Bu çerçevede anadilde eğitim ve öğretim istemlerinin arkasında
‘bölücülük’, ‘ayrımcılık’ gibi öcüleri aramanın doğru olmadığını ifade
ediyoruz.
Kürtçe radyo ve televizyon yayınlarının
serbest olması, anadilde eğitim ve öğretimin yasal çerçeveye oturtulması,
Türkiye’nin altına imzasını attığı uluslararası sözleşmelerin bir gereğidir.
Haklı taleplere, yasalar el vermiyor
diye gözaltı ve tutuklamalarla yanıt vermek, öğrencilerin okuma hakkını
ellerinden almak ve toplumu baskı dalgası altında tutmak yasal ve hukuki
değil siyasal bir tutumdur, kınıyoruz.
Öte yandan başını ABD’nin çektiği
uluslararası güçler, Afganistan sorununda bir çözüme gelmiş bulunuyorlar.
Afganistan’da gelinen noktayı Afgan halkının sorununu çözmede önemli bir
aşama olarak görüyor, sorunlarının insani ve kalıcı çözümlere ulaştırılmasını
temenni ediyoruz.
Afganistan’a müdahale edilmesinin
temel gerekçesi; uluslararası terör yuvası haline gelmiş olmasıydı. Terörün
görüldüğü her yerde lanetlenmesi ve mahkum edilmesi insanlığın ortak ideali
olmalıdır. Bize göre buna varmanın yolu, insan haklarına saygıdan, evrensel
hukukun gereklerini kabul etmekten ve içselleştirmekten geçer.
Afganistan sorunu çözüm yoluna girer
girmez gözler Irak’a çevrildi. Irak’a olası bir saldırı gündemde. Bize
göre Irak yönetimi, uluslararası teröre destek vermekte ve Ortadoğu barışını
tehdit etmektedir. Bu tehdidin BM müdahalesi ile ortadan kaldırılması bizim
talebimizdir. Bu yapılırken, Kürt Federe Yönetimi’ni yok etmeye yönelik
planları kabul etmiyoruz. Kürt yönetiminin istemi her zaman Irak’ın bütünlüğü
içerisinde demokratik, federal bir yapı olmuştur. Bu isteme saygılı olmak
uluslararası hukukun bir gereğidir. 29.01.2002
YÜRÜTME KURULU
|